Archive for category Hatıralar

Hangi Daihatsu?

Hangi Daihatsu?

Hangi Daihatsu'yu Seçmeli?

“Neden Daihatsu?” dan sonra, en çok aldığım soru; “Hangi Daihatsu?”.

Yakın zamanda aramıza katılan bir üyemiz bu soruyu bana yönelttiğinde bu konuda birşeyler yazmanın zamanı geldi de geçti diye düşündüm. İşte başlıyoruz:

  • Eğer arabamın minicik motoru olsun, az yaksın ama çok kaçsın, çevreye minimum zarar versin, kolayca ve neredeyse her yere park edeyim, ekonomik biçimde ayağım yerden kesilsin diyorsanız: Cuore.
  • Standart bir Japon hatchback’i olsun, ama yumuşak kullanımı ve süspansiyon sistemi ile konforlu olsun diyorsanız: Sirion-2.
  • Yol gürültüsü alsa da olur (ya da kesmek için uğraşırım), yeter ki performansı 1.6′ları bile kıskandırsın ve üstelik “bayılıyorum tasarımına” diyorsanız: Sirion-1.
  • Sirion’lar küçük, biraz daha büyük ve fonksiyonel bir araba olsun ve benzer tüketim değerlerinde olsun, o kadar performanslı olmasa da olur diyorsanız: YRV.
  • YRV’deki avantajları koruyalım ama sürüş konforunu feda edip yerine Türkiye’nin en güçlü 1.3 motorunu koyalım, 2.0 motorlu çoğu arabaya nanik yapalım diyorsanız: YRV Turbo.
  • Bütün gözler üstümde olsun, açılır tavanın keyfine varayım, arabaya bineni de, izleyeni de mest edeyim diyorsanız: Copen.
  • Kocaman bir iç hacim ve marjinal görüntülü bir Japon hatchback’ı isterim diyorsanız: Materia.
  • Dağ, çayır, bayır gezebileceğim ufak motorlu ve az vergili bir SUV istiyorum diyorsanız: Terios-1.
  • Terios-1′in bütün özelliklerine sahip ama çok daha şık görünümlü ve daha geniş bir araç istiyorsanız: Terios-2.
  • Yeter ki arabam SUV gibi görünsün, başka birşey istemem diyorsanız: Terios 4×2 Prime.
  • Arabam nostaljik olsun, safkan Daihatsu olsun, konforlu olsun diyorsanız: Applause.
  • Daihatsu tarihinde özel bir yeri olan, markanın global olarak en çok bilinen ama ülkemizde tam tersi bilinirlik seviyesine sahip modelini kullanmak isterseniz: Charade.
  • İç ve dış hacmiyle Türkiye’deki en büyük binek Daihatsu modeli benim olsun, koltuk yetenekleri ile beni şaşırtsın ve hiçbir binek Daihatsu’da olmadığı kadar büyük bagajım olsun diyorsanız: Gran Move.
  • Hem dayanıklı ve ekonomik, hem de köklerinde safkan Daihatsu olan bir SUV kullanmak isterim diyorsanız Feroza.
  • Sağa sola damacana su, taze toplanmış çiçek vb. gibi mal taşıyacağım, küçük bir minibüs isterim diyorsanız Hijet.
  • Bütün bu seçenekler yetmedi veya bu modeller beni paklamaz diyorsanız: Delta :)

Uzun lafın kısası, her kalbe ve cebe uygun bir Daihatsu var. Siz yeter ki aşık olmak isteyin, gerisi geliyor.

http://www.daihatsuaskina.com/forum/hijet.html

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

2010 Kadranda Gözüktü

Daihatsu Aşkına Mutlu Yıllar Diler

Tags: , ,

Daihatsu’nun Amerika Macerası

Daihatsu-CharadeDaihatsu’nun bir zamanlar Amerika’da satıldığını biliyor muydunuz? Eğer bu soruya yanıtınız evet ise, Amerika’lıların tabiriyle “ironic” bir durum oluşuyor, çünkü satıldığı dönemde çoğu Amerika’lı bile bunu bilmiyordu.

Şirket 1988 yılında Rocky (kompakt SUV) ve Charade (hatchback versiyon) modelleri ile Amerikan pazarına giriş yaptı. Gerçi Charade’nin ismi, İngilizce konuşulan ülkelerde oldukça garip karşılanıyordu -ve hala karşılanıyor- çünkü bu ismin İngilizce sözlükteki en çok kullanılan karşılıkları “saçmalık ve maskaralık” idi. Bu yüzden modelin ismi pek çok ülkede İtalyanca karşılığı kalp olan Cuore kelimesi ile değiştirildi.

Daihatsu’nun kökleri 1907 yılına kadar gidiyor olsa da (şirket kuruluşu), ne yazık ki Daihatsu Amerikan Otomotiv pazarına en son giren Japon otomobil markası idi.

Daihatsu Rocky1988 ve 1989 yılında piyasaya sürülen Charade’lerin tamamı 3 kapılı idi. 1988 yılında satılan Charade’lerdeki tek motor alternatifi 53 beygir güç üreten, karbüratörlü, 1.0 litre hacmindeki benzinli motordu. 1989 yılında piyasaya 1.3 litre hacmindeki, enjeksiyonlu ve gücü 80 beygire yükseltilmiş model de girdi. Bu motora sahip araçlar 5 ileri düz veya 3 ileri otomatik şanzıman ile satın alınabiliyordu.

1990 yılında piyasaya sürülen sedan Charade ile, aile tamamlanmış oldu.

Mekanik olarak bu araçlar oldukça sağlamdı. Öyle ki, 1992 yılında J.D. Power’ın 2-3 senedir çeşitli marka araçlara sahip olan sürücüler arasında düzenlediği memnuniyet anketinde Daihatsu tüm markalar arasında birinci seçilmişti. Bu başarı Daihatsu’yu Toyota, BMW, Honda ve esasında tüm otomobil markalarının önüne koyuyordu. Fakat problem şuydu ki: Daihatsu’nun çok az müşterisi vardı.

Daihatsu’nun o dönemin Amerika’sında yaşadığı esas sıkıntı marka bilinirliğinin azlığıydı. Öyle ki, sokaktaki insan Daihatsu’nun ülkelerinde satılmakta olduğundan bile bihaber durumdaydı. Ayrıca 80′lerin sonları ve 90′ların başlarında benzin fiyatının ucuzluğu, ekonomik ve küçük araçlara olan talebi önemli ölçüde azaltmıştı. Bunların üstüne Daihatsu’nun Amerikan pazarına 9. ve en son giren Japon otomobil üreticisi olması ve bu yüzden tabi tutulduğu yıllık 12.000 araçlık kota da eklenince Daihatsu’nun Amerikan pazarında başarılı olmasının önü büyük ölçüde tıkanmış oldu.

materiaAmerikan tüketicisi bayi ve servis ağı zayıf durumda olan ve daha önce hakkında hiçbir şey duymadıkları Daihatsu markasına ön yargı ile yaklaştı. Bu önyargı Daihatsu’ların yüksek fiyat etiketleri ile birleşince (o dönemde Charade’nin satış fiyatı, Honda Civic veya Ford Escort’un fiyatları ile eşit seviyedeydi) şirketin Amerikan pazarında başarılı olamayacağı tescillenmiş oldu.

Arabaların sağlamlık ve sorunsuzlukları, önceki paragraflarda değinilen negatif etkenleri gidermeye yetmedi ve Daihatsu Amerikan pazarına toplam 50.000 civarı araç satışı ve milyonlarca dolar zarar ile 1992 yılında veda etti.

Kim bilir? Amerika’lıların kocaman ve hantal petrol düşkünü araçlarından vazgeçtiği, Amerikan otomotiv üreticilerinin bundan böyle yeşil araçlar üreterek faaliyetlerini sürdürmeye çalışacaklarını açıkladıkları, Prius gibi çevreci otomobillerin yoğun olarak tercih edilmeye başlandığı ve özellikle Scion xB gibi kübik araçların çok popüler olduğu günümüz Amerika’sında, Daihatsu belki de çok daha başarılı olabilirdi. Daihatsu Amerikan pazarına Toyota veya Perodua markaları altında bile olsa, ikinci bir giriş denemesi yapacak mı, zaman gösterecek.

Bize ise, tarih yazıldıkça, onu izlemek düşüyor ;)

Tags: , , , , , , , , , ,