Posts Tagged toyota

Sirion’um Tost Oldu

Bugün malesef bir kazaya karıştım ve arabam hem arkadan, hem de önden hasar aldı.

İstanbul’u sevmediğimi söyleyince bazen şaşıranlar oluyor. Her gün en az 3 saatimi direksiyon başında geçirerek, binbir tane psikopatla trafikte karşılaşmak zorunda kalıyorum. İnsanların bu kadar eğitimsiz, kaba saba, umursamaz ve fırsatçı olduğu bir şehirde yaşamak gerçekten de azap gibi.

Bugün de her gün gibi başladı. İşe giderken her gün olduğu gibi, dikkatsiz ve umursamaz sürücülerin yarattığı bir sürü potansiyel tehlikeyi atlattıktan sonra, yolun sonuna yakın, bir mavi Auris dikkatimi çekti. Gidişinden belliydi tekin olmadığı. Öyle makas falan atmıyordu. Sadece aşırı dikkatsiz görünüyordu. Belli ki sürücüsü başka şeyle meşguldü! Neyse dedim. Sağ şeride geçtim çünkü yan yola girecektim. Tam o anda öndekiler İstanbul’da sık sık yapılan lüzumsuz panik frenlerden yaptılar. Ben de peşlerinden tabii ki mecburen. Ben durdum (yeni Michelin’lerim sağolsun). Refleks olarak aynaya baktım. Mavi Auris arkamdaydı ve durmaya hiç niyeti yoktu. 2 metre kala frene bastı ama tabii ki duramadı. Bana sertçe çarptı. Ben de çarpmanın şiddetiyle öndeki arabaya çarptım.

Şu ana kadar görebildiklerime göre sonuç:

  • Arka tampon düzeltilecek ve boyanacak.
  • Bagaj kapağı düzeltilecek ve boyanacak.
  • Arka sol çamurluk düzeltilecek.
  • Ön çamurlukların ikisi birden düzeltilecek ve boyanacak.
  • Ön tampon düzeltilecek ve boyanacak.
  • Kaput açık kaldı ama sağlam görünüyor. Farlar yerinden oynadı. Ayakları kırık mıdır bilmiyorum.
  • Arka reflektörler değişecek.
  • Park sensörleri muhtemelen değişecek.
  • Öndeki krom barlardan biri hasar gördü, diğeri yerinden fırladı.

Yani toparlarsak, en az 5 parça düzeltilip boyanacak. Yarın arabayı tamir için Büyükçekmece’deki Özaydın Otomotiv’e teslim edeceğim. Konu ile ilgili gelişmeleri bu sayfa aracılığıyla sizlerle paylaşacağım.

Tags: , , , , , , , , , ,

ALJ Başkanı Konuştu, Toyota Bayileri Ağladı

Ali Haydar Bozkurt Toyota Prius ile

Ali Haydar Bozkurt Toyota Prius ile

Toyota’nın yeni Türkiye distribütörü ALJ Grubu’nun Başkanı bayi toplantısı için İstanbul’a geldi. Başkanın konuşmasından etkilenen bayiler ağladı.

Türkiye temsilciliğini Sabancı Grubu’ndan satın alan Suudi Arabistan merkezli ALJ Grubu’nun Başkanı Muhammed Jameel, bayi toplantısı için İstanbul’a geldi. Başkan Jameel ve ALJ Grubu’nun Toyota Türkiye CEO’su Ali Haydar Bozkurt’un yaptıkları konuşma, Toyota bayilerini ağlattı. ALJ Grubu’nun Başkanı Muhammed Jamell’in de Türkiye’ye verdiği önemi göstermek için toplantıya katıldığını belirten Bozkurt, “Başkan konuşmasında Türkiye’ye güvendiğini ve inandığını söyledi. Türkiye’deki organizasyonun sonuna kadar arkasında olduğunu, sıkça Türkiye’ye gelip gelişmeleri takip edeceğini söyledi” dedi. Bozkurt, şöyle devam etti: “Başkan ve ben toplam 2 saat 15 dakikalık konuşma yaptık. Bayiler ALJ’nin markaya ve Türkiye’ye ne kadar inandığını çok net gördü. Bayiler konuşmaların ardından gözyaşlarına hakim olamadı. Çünkü bugüne kadar hep bir şey talep ederken ilk kez bir şey talep etmelerine gerek kalmadan bu markaya çok güvenen bir grubu karşılarında gördüler. Toplantının sonunda ise bayiler Başkan ve benimle birlikte halay çekti.”

ALJ’den Toyota’ya yardım teklifi
ALJ Grubu ile Toyota’nın 60 yıla dayanan bir dostluğu olduğunu belirten Bozkurt, şöyle devam etti: “İki kurum arasında sadece iş ilişkisi değil önemli dostluk bağları var Aralarında müthiş bir sinerji var. Biz her zaman onların yanındayız, onlar da bizim. İki ilginç örnek vereyim. Geçen yıl krizde ALJ Başkanı, Toyota’ya yardım teklif etti. Bir başka örnek daha var. ALJ Grubu’nun Suudi Arabistan’daki yedek parça deposu 2003′te yandı. Bunu gören Toyota, Japonya’dan Suudi Arabistan’a 26 Jumbo Jet birden kaldırdı. Ertesi gün Toyota kullanıcıları servislerde sorun yaşamadı.

TOYOTA’DAN YERLİ TİCARİ ARAÇ İSTEDİ
Geçtiğimiz haftalarda Japonya’da Toyota’nın Onursal Başkanı Dr. Toyoda ve yeni Başkan Akio Toyoda ile görüştüğünü belirten Bozkurt, “Adapazarı’nda ticari araç üretilirse hem iç pazarda hem de ihracatta başarılı olacağını söyledik” dedi.

Kaynak: Sabah

Vatan’ın aynı konudaki haberi


Tags: , , , , , , , , , ,

Daihatsu’nun Amerika Macerası

Daihatsu-CharadeDaihatsu’nun bir zamanlar Amerika’da satıldığını biliyor muydunuz? Eğer bu soruya yanıtınız evet ise, Amerika’lıların tabiriyle “ironic” bir durum oluşuyor, çünkü satıldığı dönemde çoğu Amerika’lı bile bunu bilmiyordu.

Şirket 1988 yılında Rocky (kompakt SUV) ve Charade (hatchback versiyon) modelleri ile Amerikan pazarına giriş yaptı. Gerçi Charade’nin ismi, İngilizce konuşulan ülkelerde oldukça garip karşılanıyordu -ve hala karşılanıyor- çünkü bu ismin İngilizce sözlükteki en çok kullanılan karşılıkları “saçmalık ve maskaralık” idi. Bu yüzden modelin ismi pek çok ülkede İtalyanca karşılığı kalp olan Cuore kelimesi ile değiştirildi.

Daihatsu’nun kökleri 1907 yılına kadar gidiyor olsa da (şirket kuruluşu), ne yazık ki Daihatsu Amerikan Otomotiv pazarına en son giren Japon otomobil markası idi.

Daihatsu Rocky1988 ve 1989 yılında piyasaya sürülen Charade’lerin tamamı 3 kapılı idi. 1988 yılında satılan Charade’lerdeki tek motor alternatifi 53 beygir güç üreten, karbüratörlü, 1.0 litre hacmindeki benzinli motordu. 1989 yılında piyasaya 1.3 litre hacmindeki, enjeksiyonlu ve gücü 80 beygire yükseltilmiş model de girdi. Bu motora sahip araçlar 5 ileri düz veya 3 ileri otomatik şanzıman ile satın alınabiliyordu.

1990 yılında piyasaya sürülen sedan Charade ile, aile tamamlanmış oldu.

Mekanik olarak bu araçlar oldukça sağlamdı. Öyle ki, 1992 yılında J.D. Power’ın 2-3 senedir çeşitli marka araçlara sahip olan sürücüler arasında düzenlediği memnuniyet anketinde Daihatsu tüm markalar arasında birinci seçilmişti. Bu başarı Daihatsu’yu Toyota, BMW, Honda ve esasında tüm otomobil markalarının önüne koyuyordu. Fakat problem şuydu ki: Daihatsu’nun çok az müşterisi vardı.

Daihatsu’nun o dönemin Amerika’sında yaşadığı esas sıkıntı marka bilinirliğinin azlığıydı. Öyle ki, sokaktaki insan Daihatsu’nun ülkelerinde satılmakta olduğundan bile bihaber durumdaydı. Ayrıca 80′lerin sonları ve 90′ların başlarında benzin fiyatının ucuzluğu, ekonomik ve küçük araçlara olan talebi önemli ölçüde azaltmıştı. Bunların üstüne Daihatsu’nun Amerikan pazarına 9. ve en son giren Japon otomobil üreticisi olması ve bu yüzden tabi tutulduğu yıllık 12.000 araçlık kota da eklenince Daihatsu’nun Amerikan pazarında başarılı olmasının önü büyük ölçüde tıkanmış oldu.

materiaAmerikan tüketicisi bayi ve servis ağı zayıf durumda olan ve daha önce hakkında hiçbir şey duymadıkları Daihatsu markasına ön yargı ile yaklaştı. Bu önyargı Daihatsu’ların yüksek fiyat etiketleri ile birleşince (o dönemde Charade’nin satış fiyatı, Honda Civic veya Ford Escort’un fiyatları ile eşit seviyedeydi) şirketin Amerikan pazarında başarılı olamayacağı tescillenmiş oldu.

Arabaların sağlamlık ve sorunsuzlukları, önceki paragraflarda değinilen negatif etkenleri gidermeye yetmedi ve Daihatsu Amerikan pazarına toplam 50.000 civarı araç satışı ve milyonlarca dolar zarar ile 1992 yılında veda etti.

Kim bilir? Amerika’lıların kocaman ve hantal petrol düşkünü araçlarından vazgeçtiği, Amerikan otomotiv üreticilerinin bundan böyle yeşil araçlar üreterek faaliyetlerini sürdürmeye çalışacaklarını açıkladıkları, Prius gibi çevreci otomobillerin yoğun olarak tercih edilmeye başlandığı ve özellikle Scion xB gibi kübik araçların çok popüler olduğu günümüz Amerika’sında, Daihatsu belki de çok daha başarılı olabilirdi. Daihatsu Amerikan pazarına Toyota veya Perodua markaları altında bile olsa, ikinci bir giriş denemesi yapacak mı, zaman gösterecek.

Bize ise, tarih yazıldıkça, onu izlemek düşüyor ;)

Tags: , , , , , , , , , ,